-
Yasin Güler
Tarih: 30-12-2025 00:02:00
Güncelleme: 30-12-2025 00:02:00
KAR YAĞDI, YÖNETİM SINIFTA KALDI
Bir kentin nasıl yönetildiği, en net biçimde kriz anlarında ortaya çıkar. Diyarbakır’da yaşanan son kar yağışı, bu gerçeği bir kez daha bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Meteoroloji günler öncesinden uyarı yapmış, riskler açıkça dile getirilmişken, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi en temel ve en sıradan önlemleri dahi alma zahmetine girmedi.
Ortaya çıkan tablo ise tanıdık: Hazırlıksızlık, plansızlık ve sorumluluktan kaçış. Daha önce birkaç saatlik yağmurda sular altında kalan şehir, bu kez kar altında kaldı. Özellikle Silvan yolu, Seyrantepe hattı ve Dağkapı–Üniversite yokuşları adeta kaderine terk edildi. Belediye otobüslerinin zincirsiz şekilde yola çıkarılması, yalnızca araçların yolda kalmasına değil, işe ve okuluna yetişmeye çalışan binlerce insanın mağdur olmasına neden oldu.
İşin ironik tarafı ise tam da bu noktada ortaya çıktı. Belediyenin vatandaşlara gönderdiği bilgilendirme mesajlarında, “bireysel araçlar yerine toplu taşımanın tercih edilmesi” çağrısı yapıldı. Ancak aynı saatlerde toplu taşıma araçları yollarda mahsur kalmış, seferler aksıyor, duraklarda uzun kuyruklar oluşmuştu. Bu tablo, vatandaşın aklıyla alay edilmesi olarak yorumlandı.
Sorun yalnızca karla mücadele değil. Sorun, önceliklerin yanlış belirlenmesi. Günlerce süren ideolojik etkinliklerde, sembolik mesajlarda, vitrine oynayan organizasyonlarda son derece “aktif” olan belediye yönetimi, konu şehrin günlük hayatı, ulaşımı ve güvenliği olduğunda ortada yok. Topluma doğrudan fayda üretmeyen, şehir yaşamını kolaylaştırmayan ancak sürekli tartışma ve ayrışma üreten hamlelerde gösterilen maharet, ne yazık ki hizmet alanına yansımıyor.
Bir belediyenin asli görevi nettir: altyapı, ulaşım, kriz yönetimi ve kamu düzeni. Kar yağışı bir sürpriz değildir, bir felaket hiç değildir; doğru planlama ile yönetilebilecek sıradan bir doğa olayıdır. Buna rağmen zincir takılmayan araçlar, temizlenmeyen yollar ve saatlerce çözülemeyen ulaşım sorunları, yönetim zaafının açık göstergesidir.
Diyarbakır halkı artık mazeret değil, hizmet görmek istiyor. Alkışlarla, sloganlarla, gösterişli etkinliklerle değil; çalışan, üreten ve sorumluluk alan bir belediyecilik anlayışıyla yönetilmek istiyor. Basit bir kar önlemini dahi alamayan bir yönetimin, şehrin geleceğine dair güven vermesi mümkün değildir.
Bu şehir, ideolojik vitrin çalışmalarını değil; işine, okuluna, evine güvenle ulaşmak isteyen insanların ihtiyaçlarını önceleyen bir yönetimi hak ediyor. Aksi halde her yağmurda, her karda aynı cümleyi kurmaya devam edeceğiz: Sorun doğa değil, yönetimdir.
- Epstein Ölüsü Konuştu, Dünya Sarsıldı…
- Vicdan Ortak Olmadıkça, Adalet İnandırıcı Olmaz
- Koltuk için susanlar, vicdan için konuşanları susturamaz
- ÖRGÜLÜ SAÇLAR, DİJİTAL TUZAKLAR VE KANLI ALGI
- Herkes Din Satanları Görüyor da Peki ya Dinsizlik Satanlar?
- Rojava’da Silahın Değil Aklın Konuşması Gereken Yer
- Diyarbakır'ın Üzerindeki Yük Tesadüf Değil
- Soyadımız Güler diye Gülüyoruz Sanıyorlar Oysa ;
- Düşük Amperli Cihazlar ve Ani Akım Yükleri
- BU BİR YEŞİLÇAM FİLMİ DEĞİL, BU BİR MEMLEKET MESELESİDİR
- Diyarbakır’ı Uzun Zaman Sonra İlk Kez Böyle Görüyorum
- Annelerin Duası, Şehrin Umudu ve Dicle’nin Çığlığı