içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

EN BÜYÜK SIĞINAĞIMIZ: AİLEMİZ
 
Evin dış kapısı özellikle günümüzde fırtınalar ve belirsizlikler ile dolu bir dünyaya açılmaktadır. Sürekli olarak her türlü tehlikeye karşılık tetikte olunduğu, maskelerin altına gizlenmiş yüzlerin asıl amaçlarının ne olduğunu çözmek için çabalandığı, rekabetin arttığı ve başarının bile cezalandırıldığı bir dünya. Evin çatısının altında yaşayan aile ise bireyin bu kaotik dünyanın kötülüklerine karşılık sığınabileceği en güvenli sığınağıdır. Bu sığınağın da güven, empati ve sevgiyi barındıran doğru bir iletişim ile inşa edilmesi gerekmektedir.
İnsan ruhu, fırtınalı denizlerde yol alan bir gemi gibidir. Her geminin ne kadar güçlü olursa olsun fırtınada aldığı hasarları onarmak ve güvende hissetmek için demirleyebileceği bir limana ihtiyacı vardır. İşte aile, bu limanın ta kendisidir. Aile sadece aynı soy bağına bağlı bireylerle yaşamak ya da aynı çatı altında zorunlu bir arada olmak demek değildir. Aile ev içinde ve ev dışında her ne yaşanılırsa yaşansın koşulsuz kabul ve sevginin olduğu tek sığınaktır. Ayrıca aile sadece dört duvardan oluşan bir kale değildir; birbirine saygı ve anlayış ile kenetlenmiş, zırhları ile maskelerini kalenin dışında bırakmış insanlardan oluşan bir yuvadır.  
Aile sığınağı zamanla hem dış tehditlere maruz kalarak hem de iç çatışmalardan etkilenerek hasar alabilmektedir. Teknolojik gelişmelerin yanlış değerlendirilmesi, yoğun iş temposu, eğitim sistemlerinin değişmesi, maddi yetersizlik ve sağlık sorunlarının tedavi edilmemesi gibi nedenlerle birlikte bu hasar daha da artmaktadır. Özellikle eğitimsiz ve anne baba olmak için yetkilik sahibi olmayan/olamayan ebeveynlerin yaşadığı ve dolayısıyla sağlıksız bir aile içi iletişimin olduğu evde yaşamı sürdürmek çocukların fiziksel, psikolojik ve zihinsel gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Bu bireylerin oluşturduğu stresli sığınakta duygu ve düşünceler görmezden gelinir; aile içi kurallar ve sınırlar belirsiz olur, ‘’sen dili’’ ile konuşulur, çocuğa tıpkı bir rakip gibi davranılır,,…Oysaki bireyin veya çocuğun aile sığınağından tek istediği şey ‘’burada güvendeyim’’ hissini yaşamak istemesidir.
Güvenli sığınağı yani aileyi güçlendirmenin en etkili yolu: Güçlü bir aile içi iletişimdir. Bu iletişim ile, aile üyelerinin karşılıklı söz hakkının olması; çocuklara yardımlaşma, etkin dinleme, empati kurma gibi davranışların kazandırılması ve çocukların daha bağımsız bir kişilik geliştirmeleri sağlanabilmektedir. Ayrıca sağlıklı bir iletişim ortamı çocuğa özgüven ve aidiyet duygusu kazandırıp problem çözme yeteneğini geliştirirken; duygu ve düşüncelerini ifade etmeyi de öğretmektedir. Bunları gerçekleştirebilmek için ise doğrudan davranışa övgü yapılmalı; gülümseme, göz kırpma gibi sözsüz onaylama ile tepki verilmeli, en çok da küçük başarılara takdir edilmeli; istenilen davranışı doğru, az ve öz tanımlamalı; ben dilini kullanmalı, kurallar ve sınırlar tutarlı ve net olmalı, aktif dinleyici olmalı ve ailenin tüm üyeleri ile birlikte vakit geçirilebilecek etkinlikler düzenlenmelidir.
Hülasa, dışarıdaki fırtınayı durdurmaya gücümüz yetmeyebilir ama içerideki limanı huzurlu kılmak tamamen bizim elimizde; aile sığınağımızın ışığını sevgiyle, saygıyla, merhametle ve anlayışla hep açık tutmalıyız. 
 
Yasemin ENSARİ
                                                                                              Sosyolog-Çocuk Gelişimi Uzmanı
Bu yazı 801 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum