-
Taşkın Çulcu
Tarih: 14-09-2026 00:04:00
Güncelleme: 14-09-2026 00:04:00
Bazen büyük değişimler, büyük bütçelerle değil; doğru zamanda atılan küçük ama anlamlı adımlarla başlar.
Dicle Üniversitesi Hastaneleri’nde son dönemde yapılan çalışmalara bu pencereden bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Prof. Dr. Gökhan Kırbaş Hocamızın Dicle Üniversitesi Hastaneleri Başhekimliği görevine atanmasının ardından, yaklaşık 50 yıllık Ana Bina’da tadilat ve yenileme çalışmalarına daha fazla önem verildiği görülüyor. Endokrin Birimi ile başlayan çalışmaların, şimdi İntaniye Birimi ile devam etmesi ve imkânlar ölçüsünde diğer birimlere de sırasıyla taşınması, hastanenin fiziki şartlarının iyileştirilmesi açısından dikkat çekici.
Üstelik yapılanlar yalnızca duvarların boyanması veya mekânların görünümünün değiştirilmesinden ibaret değil. Tadilat kapsamında eskiyen elektrik tesisatlarının ve su borularının da yenilenmesi, yılların yıprattığı altyapının adım adım elden geçirildiğini gösteriyor.
50 yıllık bir binada elbette ihtiyaçlar bir anda bitmez. Bir yerde yapılan çalışma başka bir yerde yeni bir ihtiyacı ortaya çıkarabilir. Hele ki tasarruf tedbirlerinin uygulandığı, kaynakların sınırlı olduğu bir dönemde bütün eksiklikleri kısa sürede gidermek kolay değildir.
Ancak önemli olan, imkânlar ölçüsünde bir şeyler yapabilmek ve hizmeti aksatmadan yenilenmeyi sürdürebilmektir.
Dikkat çeken bir başka konu ise hasta refakatçilerinin kaldığı alanlarda gerçekleştirilen tadilat ve restorasyon çalışmalarıdır. Çünkü hastane hizmeti yalnızca hastaya sunulan sağlık hizmetinden ibaret değildir. Hastanın yanında bulunan refakatçinin hangi şartlarda beklediği, nerede kaldığı ve kendisini ne kadar güvende ve rahat hissettiği de insan odaklı sağlık hizmetinin bir parçasıdır.
Bütün bunları gözlemlediğimde, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat Hocamızın göreve geldiği dönemde dile getirdiği “Önce insan” anlayışı aklıma geliyor.
Sözlerin değer kazanması, sahada karşılık bulmasıyla mümkündür.
Bugün hastanenin farklı birimlerinde gerçekleştirilen tadilatlar, eskiyen elektrik ve su tesisatlarının yenilenmesi, hasta ve refakatçilerin kullandığı alanların iyileştirilmesi; bu anlayışın sahadaki yansımaları olarak değerlendirilebilir.
Elbette yapılan her çalışmayı eleştirel gözle değerlendirmek, eksikleri dile getirmek ve daha iyisini istemek gerekir. Fakat aynı zamanda yapılan güzel işleri de görmek, takdir etmek ve kamuoyunun dikkatine sunmak gerekir.
Özellikle tasarruf tedbirlerinin uygulandığı ve maddi imkânların sınırlı olduğu bir dönemde, mevcut kaynaklarla hastanenin fiziki şartlarını iyileştirmeye yönelik atılan adımların göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyorum.
Dicle Üniversitesi Hastaneleri gibi uzun yıllardır bölge insanına hizmet veren büyük bir sağlık kuruluşunda değişim elbette bir günde gerçekleşmeyecektir.
Önemli olan; doğru ihtiyaçları tespit etmek, imkânları doğru kullanmak ve bu yenilenme iradesini kararlılıkla sürdürmektir.
Bugün Endokrin, yarın İntaniye, ardından imkânlar dâhilinde diğer birimler.
Belki küçük görünen bu çalışmalar, yılların yorgunluğunu taşıyan bir hastane için aslında büyük bir dönüşümün başlangıcıdır.
Ve bazen bir kurumun geleceğe dair umudunu, yeni yapılan bir duvardan, değiştirilen bir su borusundan veya yenilenen bir hasta refakatçi odasından bile okuyabilirsiniz.
Yeter ki merkeze insanı koyun.
Çünkü sağlık hizmetinde asıl mesele, sadece binayı yenilemek değil; insana verilen değeri görünür kılmaktır.