-
Doç.DrAhmet ÖNEN
Tarih: 07-04-2026 00:01:00
Güncelleme: 07-04-2026 00:01:00
Türk ilahiyatının merkezinde devlet olduğu için, devlet ne yaparsa yapsın; tarikatlar, cemaatler ve bunlara tabi olan avam halk, bu icraatları doğru ve hak görür. Çünkü milliyetçiliği mabud ittihaz edip ilah haline getirmişler ve bu itikat ile devleti kutsallaştırmışlardır.
Bu itikattan dolayı İslami cemaat ve tarikatların ekserisi, Kürd ve Kürdistan meselesine Kemalist bir düşünce ile bakmakta ve o şekilde değerlendirmektedir. Sanki Kemalizme, yani bugünkü mevcut yapıya göre yasak olan, günah olan bir şey; İslamiyet’e göre de günahtır diye itikat edilmiş, adeta bu şekilde iman edilmiştir.
Devleti, üniter sistemi ve milliyetçiliği yani ırkçılığı mabud ittihaz ettiklerinden ve buna iman ettiklerinden dolayı; sizler Kürdistan ve Kürdlerin hak ve hukukunu İslami bir çerçevede, yani Kur’an reçetesi ile müdafaa etseniz bile; bu meşru müdafaayı mabutlarına ortak koşmak, yani şirk gibi görürler.
Bu yüzden sizi küfür ve şirk ile itham eder, kendi sapkın ölçülerine göre sizi “kafir” ve “müşrik” kategorisine koyarlar. Böylece siz, onların uydurduğu bu yeni dinin düşmanı ve “kafiri” ilan edilirsiniz. Neticede bu yeni dinin “kafirleri” olarak Kürdler hedef haline getirilmiş olur.
Bundan dolayı muhafazakârların milliyetçiliği, laiklerin milliyetçiliğinden çok daha tehlikelidir. Çünkü muhafazakârlar ırkçılığa kutsallık kazandırmakta; onu dinleştirerek dokunulmaz hale getirmektedir.
Yukarıda ifade edildiği gibi, mevcut yapıya göre yani Allah ve Resulüne muhalif olan bu tağuti ve küfri rejime göre yasak olan bir şey; İslam’a göre de haramdır diye inanılmıştır. Bu, açık bir sapmadır. Çünkü burada ölçü Kur’an değil, devlettir.
Bu yüzden Türk ilahiyatında dinin kurallarını İslam belirlemez; aksine, Türk ilahiyatının önceliklerine göre dinin emirleri eğilip bükülerek yorumlanır. Türk ilahiyatında İslam, devletin bir memuru haline getirilmiştir. İslam devlete hizmet eder; devlet İslam’a değil.
Türk ilahiyatının merkezinde Allah ve ahiret inancı yerine devlet bulunduğu için; din, devletin bir memuru ve destekleyicisi olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple cemaatlerin, tarikatların ve İslami teşekküllerin büyük çoğunluğunda sivil ve sahih bir dini anlayışın gelişmesi mümkün olmamıştır.
Nitekim sivil alanda başlayan Nurculuk dahi, bu resmi anlayışın baskısı ve etkisiyle geri çevrilmiş; Türklük eksenine, yani Türk ilahiyatının dar kalıplarına çekilmiştir. Tarikatlar da bundan farklı değildir.
Diyanet İşleri’nin laiklik ilkesine aykırı bir şekilde devlet sistemi içinde yer alması da Türk ilahiyatına tamamen uygundur. Çünkü bu anlayışta din, bağımsız bir hakikat değil; kontrol edilmesi gereken bir unsurdur.
Sonuç olarak; Türk ilahiyatının merkezinde devlet vardır. Oysa İslam ilahiyatının merkezinde yalnızca Allah ve ahiret inancı bulunur. Bu hakikat tersine çevrildiği müddetçe, din adına ortaya konulan hiçbir yorum sahih bir zemine oturmaz.
Doç.Dr Ahmet ÖNEN
Öğretim Üyesi
- Filistin’e, başta devlet sahibi Müslüman milletler sahip çıksın:
- Kürd’e Makam Var Ama Kürdlüğe Yer Yok
- İman Hizmeti mi, Dayatma mı? Risale-i Nur ve Kürdistan Gerçeği
- Din ile Dil Meselesi Üzerine
- Kürdistan’ın Özgürlüğü ile İslam Dünyasının Dirilişi Aynı Hakikate Bağlıdır
- Kürtlere ümmet kavramı ile karşı çıkmanın tutarsızlığı...