PAZARTESİ SOHBETİ’MİZİN KONUĞU KALECİ MAHMUT ŞİMŞEK“Amedspor bu ülkenin takımıdır”
Güneydoğu Güncel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Zeki Özer’in “Pazartesi Sohbeti” köşesinin bu haftaki konuğu, Diyarbakırspor’un ilk futbolcularından, eski kaleci Mahmut Şimşek oldu.
Mehmet Zeki Özer Özel
Amed’i, Diyarbakır’ı ve bölgeyi her konuda kendine has duruşuyla ifade eden, hemen hemen herkesin tanıdığı isimlerden biri olan Mahmut Şimşek ile Diyarbakır’ın profesyonel spor takımlarını ve özellikle Amedspor denklemini dünya ölçeğinde konuştuk.
Diyarbakırspor’un yeşil-kırmızı formasını giyen en eski futbolculardan biri olan Şimşek, günümüzde ileri görüşlü tespitleri ve siyasi analizleriyle her zaman dikkat çekiyor. Aynı zamanda Toplumsal Mutabakat Derneği’nin (TMD) Genel Başkanı olan Mahmut Şimşek, Amedspor’dan futbol-siyaset ilişkisine, tribünlerde yaşanan gerilimlerden toplumsal barışa kadar birçok konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
İşte ufuk açıcı sohbetimizin tamamı:
Mehmet Zeki Özer: Başkan, Amedspor denilince ne geliyor, ne hatırlıyorsunuz?
Mahmut Şimşek: Demokratik olmayan yaşam ortamlarında insanlar kendini bazen kamufle etmek, hatta tarihini, kendini inkar etmekle karşı karşıya kalır, bazen de oyalanmak için bir şeyler arar, bulur.
Amedspor, gergin bölge şartlarında ucun ucun boy vererek kitleleri “de facto” olarak etrafında topladı. Eğer yanılmıyorsak, dış sahalarda yaratılan agresif seyirci ve hakeme TFF’nin kayırmacılığı yüzünden zaman zaman karşılaştığı zorluklar nedeniyle futbolun uyutma değil, taraftarını uyandırma aracı olabileceği bir kulüp oluverdi.
Çekirge gibi sıçrayışları, yükselişi ve iniş çıkışları bu sezon kitleselleşerek bir üst lige son anda(!) çıkmayı başardı. Kent takımı olmaktan kimliksel bölge takımı olma yolunda görenler kadar, bölücü görenleri de biraz amatör ruhlu insanlar olarak hoş görmek görmek lazım.
Amedspor bu ülkenin takımıdır.
Diyebiliriz ki, sporla siyaseti karıştıranlar, şu ya da bu şekilde provokatör olmasalar da dublör olarak kullanılmaya hazır kimselerdir.
Bunların sayısı da ülkenin iklimi normalleştikçe, tekrarlayalım Futbol federasyonu, hakem kurulu ve İçişleri Bakanlığı unsurları müsabakalarda adaletli davranırsa, zaman denen şifalı su bu gerginlikleri ve septikçi düşüncelileri eritir.
Bakın Amedspor nasıl bir takım diye bana sorsanız, ben, “Amedspor yerli değil, ecnebi bir takımdır” derim.
Özer: Bu nereden çıktı Mahmut Başkan? Amedspor nasıl ecnebi, yani yabancı takım olur?
Şimşek: futbol, bugün modern toplumların kitle psikolojisinin deşarj kapısıdır. Gelişmekte olan ülkelerin milliyetçi damarını medya kanallarıyla siyasete ve ekonomide süreli de olsa fermente edilebilen en güçlü sosyal politika laboratuvarıdır.
Spor kulüpleri, basketbol ve futbol branşlarında dünyada herkesin parayı bastırınca alabildiği şirketlerdir. Sporcusu ise alabildiğin bir mal gibidir.
Takımlar ulusa göre veya kente göre bir patent, bir isim olarak vardırlar. O takımdakiler ise genellikle ne o kentli ne de o millettendirler.
Arap şeyhlerinin İngiliz ve Fransız futbolundaki sahipliğine dikkat ettiniz mi?
Son yıllarda, yani dün Diyarbakırspor’du. Bugün göreceli olarak ırkçılığın gazabında Amedspor görünüyor.
Maçları izliyorsanız, sahada Amed isminden başka sahada kaç Amedli seyrediyorsunuz veya Amedspor sahada kaç Kürtle temsil ediliyor? Bir, bilemediniz iki Türkiyeli sporcu ya var ya yok. Kürt futbolcu belki hiç yok.
Bu sezon sahada Amedspor forması ile ter dökenlere bir bakın. Ya Afrikalı ya Avrupalı, İsrailli sporcular değil mi?
Son 2-2’lik Kasımpaşa maçında sahada bir tek Mehmet isimli yerli biri vardı. Diğerleri hep ecnebiydi.
“Birileri ismi kimlik yapıp bizi kandırıyor”
Özer: Birileri ismi kimlik yapıp bizi kandırıyor, birileri de “ülke bölünüyor” diye vaveylayı koparıyor, öyle mi?
Şimşek: Hayır, zayıf bir ihtimal. Genelde vatandaşlardan bir kesim pazardan pazara deşarj olup egosunu tatmin etmeye, stres atmaya geliyor.
Birileri de her konuda kışkırtıcılık yapmaya tekmil gruplarını ırkçı sloganlarla tribünlere salıyor.
Özer: Amedspor neden boğanın saldırdığı kırmızı olmaya devam ediyor?
Şimşek: Bu sorunuz bana Türkiye’nin henüz normalleşmeye ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor.
Bir spor takımı ismi söylenince akla futbol veya diğer spor branşları gelmiyorsa, toplumun gergin olduğu, barışa karşı zafiyetler taşıdığı önce bizi yönetenlerin bilmesi gerekir.
Müsabakalar öncesinde, esnasında ve sonrasında tedbir alıp “bu hafta da geçti” denilmemeli. Bu yetmez. Kentlerin psikolojik nabzı yumuşatılmalı.
Ne yazık ki Türkiye toplumunda yaratılan Amedspor algısı bir spor kulübü olgusu olarak anlaşılana kadar herkese göre bir kısım şey fazla görülecek.
Dış maçlarda kimileri özellikle Amedspor’u neredeyse siyasi parti gösterecek kadar yanlışlara, ırkçı saplantılara devam edebilir. Bu çok yanlış ve antidemokratik bir bakış.
Amedspor ülkede bu çerçevede görüldüğü sürece Diyarbakırspor kadar olmasa da nevyazık ki, okun sivri ucu olmaya devam edebilir.
Bu ismin tarihi olması, demokratik bir hak olarak kullanılması her dünyalının da her vatandaşın da hakkıdır.
Kim bilir, yarın bir Arap şeyhi gelir, milyar dolarları bastırır, Amedspor adını satın alır. Bizim ırkçılar o zaman Hanya’yı mı, Konya’yı mı savunacak…
“Amedspor siyasallaşmadı, belki siyasallaştırılıyor”
Özer: Yani futbol Amedspor ile siyasallaştırılıyor, kentler düşmanlaştırılıyor mu?
Şimşek: Bereket halklar birilerini dinlemiyor. Kardeş kardeş yaşıyor.
Son yıllarda Diyarbakırspor’un deplasman maçlarında susan, Amedspor maçlarında kör ve sağırı oynayan TFF’ye sormanız gerekir.
Her taraftar takımı için sahada hakemden masada Tff’den adalet bekler. Hakkını da arar.
Her birey ve toplum kendisine yapılan etkiye karşı tepki gösterir.
Amedspor siyasallaşmadı. Belki dediğim nedenlerle siyasallaştırılıyor.
Hatta kimileri siyasallaşmasını da isteyebilir. Deplasmanda uğradığı ırkçı, şoven tavırlar tekrarlanınca taraftar grupları kadar siyasi hamaset sahibi grupları da bu işi alevlendirmeye iter.
Amedspor’un bugün kimilerince varsayılan kimliği, son yılların terörle ilişkilendirilmesi, etki-tepki üzerinde oluşmuş bir toplumsal ve kültürel magmadır.
Bunu yapanlar, kimlik siyaseti ile her kentte ırkçılıkla kanatılabilir ortam arayabilirler.
“Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu”
Özer: Siz Diyarbakırspor’un ilk futbolcularındansınız. O zamanlar nasıl karşılanıyordunuz?
Şimşek: Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu. O dönemlerde kent şovenizmi üzerinden tezahüratlar yapılırdı.
En fazla sabah ezanına kadar otelin önünde davul çalınır, slogan atılır, gürültü yapılırdı.
Gerçi ölümlerin olduğu maçlar da oldu. Fakat siyasi ve ırkçı tezahüratlar yoktu. Faili meçhul sembolleri hatırlatmalar yoktu.
Diyarbakırspor bölgede tek profesyonel takımı idi.
“Yeşil kırmızı, Şark’ın yıldızı” tek sloganımız idi.
“Barış ve demokrasi ortamı olgunlaştıkça ırkçılık sloganları azalır”
Özer: Peki bu ırkçı saldırı durumu nereye kadar devam eder?
Şimşek: Spor rekabettir. Sahada sporcunun mücadelesi, tribünlerde seyircinin heyecanlı tezahüratı ve deşarj olması, üstün gelmek egosu maç süresince bazen taşkınlıklarla devam eder.
Size enteresan gelecek fakat siyasilerimiz toplumsal barış için ne zaman siyaset üretmeye çaba sarf ederler ise ekonomik ve barış ortamı olgunlaşır.
Kitleler o zaman kazanmak için tezahürat yapar, ırkçılık sloganları atmaz.
Barış ve demokrasi ortamı olgunlaştıkça Amed ismi kimlik olarak değil, bir ritüel olarak maçlarda devam eder.
Toplumsal barış iklimi gecikirse, bu isim rakip sahalarda ırkçılara deşarj olmanın işaret fişeği olmaya devam edebilir.
“Amedspor’un Bilbao ve Barcelona ile benzerlikleri var”
Özer: Amedspor, tarihte hangi takıma benziyor?
Şimşek: Ülkelerin sanayileşmesi oranında kentler de kimlikleriyle öne çıkmışlar. Bu süreçte spor kulüplerinin de kent isimleriyle öne çıktığı görülür.
Bence en yakın örnekler bir dönem İspanya’daki Athletic Bilbao ve halen Barcelona kulüpleridir. Katalanların önde gelen spor kulüpleridir.
Amedspor dün Bilbao, bugün daha çok 40-50 yıl önceki Barcelona için “kent ve kimlik” kaynaklı benzerlikleri var sayabiliriz.
Fakat Amedspor’un Türkiye’deki konumu bu örneklerden biraz daha farklı. Çünkü Diyarbakır’ın tarihsel-siyasal konumu ve Türkiye’deki Kürt demokratik haklarını doğrudan işin içine henüz sokulduğu söylenemez, isteyenler var olabilir elbette.
Bazı sloganlar kimliği çağrıştıran anlık duygusal taleplerdir.
Evet. Seyirci kitlesinin kendi sesiyle “Ben buyum” demesi, tüm ülkeye ve dünyaya seslenmesi, “ulusal orgazma” ulaşmanın hazzını yaşamakta oldukları da söylenebilir.
Özellikle kendi sahasında seyircisi ile bütünleşen yasal Amed ismini deplasmanlarda rakip seyircinin PKK ile özdeşleştirerek ırkçılığa kadar işi götürmesi etki tepkisi ile, “Kine em? Kurdun em” sloganını tüm bölge kentlerine yansıtmaya yetti.
Aha... PKK kendini feshetti. Artık yok. Şimdi ne diyecek sevgili ırkçılarımız?
“Siyasetçi sporda da menfaati için sinekten yağ çıkarır”
Özer: Peki sporda siyaset mi aranıyor?
Şimşek: Bilmez misiniz, siyasetçi menfaati için sinekten yağ çıkarır.
Sporda ve özellikle futbolda siyaset, kitleleri etkilemek için var zaten.
İktidarlar kitleleri spor ile deşarj veya uyutma aracı, muhalefet de kitleleri uyandırma aracı olarak kullanmak ister.
“Amedspor’un kentin burjuvazisine ihtiyacı var”
Özer: Amedspor uzun süre ligde nasıl ayakta kalır?
Şimşek: Amedspor’un kentin burjuvazisine, yani kentli sermayedara ihtiyacı var.
Bizim burjuvazimiz ya ticaret erbabıdır veya rekabet yaşamadan, üretmeden zenginleşmiş ilçe-kentli insanlarıdır.
İkisi de anlık duygusal yönelmelerin, gaza gelmenin dışında ürkektirler. Uzun soluklu, istikrarlı maddi destek unsuru olmazlar.
Hele Süper Lig’de milyon avroların devamlı akması kolay değil.
Kentsel dayanışma, ülkesel ve ülke dışı diaspora dayanışmaları önemli.
Süreklilik gerektiren temel stratejisi nedir? Ben bilmiyorum.
Alt yapı çok değerli. Öz gücü oluşturur.
Eğer her 3-5 yılda altyapıda 5-6 genç yetiştirip satabilirler ise, o da giderlerin KDV’si olur.
Dikkat ederseniz Fırat’ın batısından öte, Trabzon hariç, Ankara’dan itibaren takımlar her sezon saman alevi gibi yanıp sönüyor.
Yani sanayisi olmayan yerde profesyonel takımlar zor yaşıyor.
“Spor barış, kardeşlik ve paradır”
Özer: Son sözünüzü alayım.
Şimşek: Spor barış, kardeşlik ve şüphesiz paradır. Spor toplumsal barışı da gerginliği de bağrında tutar.
TFF ve hakem kuruluna, takım yönetimlerine, emniyet güçlerine, il valilerine çok şey düşüyor.
Kitle ruhunu suistimale açanları, ırkçılık yapanları, barış ve toplumsal istikrarı bozanları müsamaha etmemek gerekir.
Barış herkese lazım. En çok da bize...
Özer: Sayın Mahmut Şimşek, soruları geniş bir sosyal ve hatta siyasal boyutta açık açık cevapladınız. Çok teşekkür ederiz.
Şimşek: Asıl ben teşekkür ederim. Beni vatandaş kitlesi ile buluşturdunuz. Sağ olun, var olun.
Tarih: 14-09-2026